Yüce Allah, şer gibi görünen nice işlerin içinde pek çok hayır saklamıştır. Acele ile feryat ve isyan etmeden işin sonu beklenirse bu hayırlar görülür. Asıl şer, sonu kötü biten ve insanı ilâhi azaba iten iştir. Sonu rahmete çıkan bir şeye kötü denmez.
Hz. Adem a.s.’ın yasak ağaçtan yiyip dünyaya gönderilmesinin içinde Hz. Muhammed s.a.v. Efendimizin bu alemi şereflendirmesi saklıdır.
Hz. İbrahim a.s. ateşe girmeseydi, ondaki halil (dostluk) sıfatı ortaya çıkmazdı.
Hz. Yusuf a.s. kuyuya atılmasaydı ve köle diye satılmasaydı, Mısır’a sultan olup tahta çıkamazdı. Zindana hapsedilmeseydi temizliği ve mertliği anlaşılmazdı.
Hz. Musa a.s., balığı kaybettiği yerde Hızır a.s.’ı bulmuştur. Çünkü Hızır’ı bulması balığı kaybetmesine bağlanmıştı. Yol arkadaşı bunu bilmediği için hayıflanıp Hz. Musa’ya: “Eyvah, ben onu size söylemeyi unuttum. Daha doğrusu şeytan unutturdu. Azığımızdaki balık, önceki konaklama yerinde sen uyurken canlandı, denize atladı ve suyun içinde kaybolup gitti” diye üzüntüsünü belirttiğinde, Hz. Musa a.s.: “Üzülme, işte aradığımız bu idi” demiştir. (Kehf, 63-65)
İnsanların, “kaybetti, bitti, gitti” deyip tıkandığı noktada, kalbi uyanık insanlar hiç endişe etmeden, sıkıntının içinde saklı hayrı görüp: “İşte aradığım buydu!” diye sevinirler.

Leony Li
By
Published: 2014-11-23T02:44:00-08:00
Perdenin arkasındaki hikmet
By
Published: 2014-11-23T02:44:00-08:00
Perdenin arkasındaki hikmet




