Hz. Muhammed s.a.v. Efendimiz, Hudeybiye’de müşrikler tarafından engellenip Mekke’ye giremeden geri dönmüştü. Müslümanları zora sokan bir antlaşma yapılmıştı. Bazı sahabiler ve özelikle Hz. Ömer r.a., “dinimiz adına bu ne büyük zillet” diye üzüntüden kahrolmuştu. Hz. Ömer r.a. o anda bu sıkıntının gerisinde saklı zaferleri göremediğinden din gayretiyle feryat ediyor, antlaşmanın yırtılıp atılmasını istiyordu. Hz. Peygamber s.a.v. ise, “ben Allah’ın takdirine ve hükmüne tabiyim” diye teslimiyet gösteriyordu. Çok geçmedi Yüce Allah, Fetih Suresi’ni indirerek: “Biz sana apaçık bir fetih verdik. Yakında emin bir şekilde Mescid-i Haram’a gireceksiniz” müjdesini verdi. Onlar, kaybettik dedikleri noktada kazanmışlardı. Çünkü niyetleri Allah içindi.
Ahirette, sabırlı ve iffetli fakirlere verilen saltanatı gören pek çok zengin, “keşke ben de dünyada fakir olsaydım” diye fakirlere imrenecektir. Sabırlı ve edepli hastalara verilen cennet nimetleri karşısında, pek çok insan, “keşke ben de dünyada biraz dert çekmiş, eziyet görmüş, hastalık tatmış olsaydım” diye hayıflanacaktır.
Yüce Allah’tan her dem hakkımızda hayırlısını isteyelim.

Leony Li
By
Published: 2014-11-23T02:45:00-08:00
O’nun hükmüne teslim olmak
By
Published: 2014-11-23T02:45:00-08:00
O’nun hükmüne teslim olmak




